17:54:26  30 Ekim 2014 Perşembe


CHP’li Kart: Reyhanlı saldırıları neden önlenemedi?

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde meydana gelen bombalı saldırılar ile ilgili hükümete bazı sorular yönelterek, saldırıların neden önlenemediğine dikkat çekti.
13 Mayis 2013 Pazartesi, 14:41:43

CHP’li Atilla Kart, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Reyhanlı’daki terörist saldırılara değinerek, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 'inançlar ve özel hayatlar' üzerinden ayırımcılık yapıldığı iddiası üzerinde durdu. Kart, Reyhanlı saldırılarıyla ilgili hükümet yetkililerine, "Hükümet, Suriye Muhalefetini açığa çıkarmak için neden özel gayret göstermektedir? Suriye sınırı neden provokasyona açık ve kontrol edilemez bir hale gelmiştir? Failleri '24 saatte yakaladık' diyenler, günler boyu sürmesi gereken hazırlık eylemlerini ve saldırıları neden önleyememişlerdir?" sorularını yöneltti.

Devlet personel yapılanmasında, Anayasal kurumlarda inançlar üzerinden ayırımcılık yapanların, dış politikada Vahabiliğin temsilcisi olanların Türkiye'nin iç ve dış barışını koruyamayacaklarını öne süren Kart, “Hiç olmazsa Anneler Günü ve annelerimiz üzerinden Suriye politikası yapmaya tenezzül etmeyelim. Suriye politikamızın gerekçelerini anlatmak için Anneler Günü'ne sığınmayalım, annelerimizi rahat bırakalım. Annelerimizin ve çocuklarımızın ölmesine yol açan dirayetsiz, muhteris, öngörüsüz politikalardan insanlık adına vazgeçelim." görüşlerine yer verdi.

HAVA KUVVETLERİ’NDEKİ İDDİALAR

CHP’li Atilla Kart, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 'inançlar ve özel hayatlar' üzerinden sürdürülen ayırımcılık uygulamaları olduğunu iddia ederek, "Ancak yasal ve siyasi muhataplardan hiçbir tatminkâr cevap alamıyoruz." dedi.
Atilla Kart, 13 Şubat tarihli yazılı soru önergesinin, TBMM Başkanlığı tarafından kişisel değerlendirmeler içerdiği gerekçesiyle işleme konulmayarak 'iade' edildiğini aktararak, "Bunun üzerine konuyu, 7 Mart 2013 tarihli başvuru ile Bilgi Edinme Yasası'na dayanarak doğrudan Milli Savunma Bakanı'na yazılı olarak ilettik. Milli Savunma Bakanı'ndan yasal süre içinde hiçbir açıklama yapılmayınca, bu kez konuyu itiraz yoluyla, Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Başkanlığı'na 13 Nisan 2013 tarihinde ilettik." diye konuştu.

YAZILI BİLDİRİLDİ

Milli Savunma Bakanlığı adına Müsteşar Yardımcısı Hâkim Tuğgeneral imzasıyla 22 Nisan tarihinde 'başka kurum ve kuruluşların görüşüne ihtiyaç duyulduğundan, çalışmalara devam edildiği' yazılı olarak cevaben bildirildiğini ifade eden Kart, sözlerine şöyle devam etti: "Özet ifadeyle, Milli Savunma Bakanlığı'nın 7 Mart 2013 tarihinden bu yana başvurumuza cevap verebilmek için çalışmalarını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. 'Hayır, böyle bir olay yoktur.' diyemeyen Bakanlığın, 'gerekçe yaratmaya çalıştığı' anlaşılmaktadır. Aradan geçen iki aya rağmen, 'henüz uygun bir gerekçenin yaratılamadığı' görülmektedir. Oysa 4982 sayılı Yasanın, 11. maddenin 1. fıkrasına göre, ek sürenin 30 günü geçmemesi gerekir. Bu sürenin çoktan aşıldığı görülmektedir."

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz için 'Neden cevap veremiyor?' diyen Kart, “Çünkü Milli Savunma Bakanı'nın ya da Bakanlığın cevap verme cesareti yok. Zira Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde inançlar üzerinden acımasızca ayırımcılık yapılmakta ve tasfiye süreci devam etmektedir. Hukuk katledilmektedir. Temel hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmaktadır. Bu insanlık ayıbının gizlenebilir, savunulabilir, açıklama getirilebilir bir yönü yoktur." açıklamasını yaptı.

Kart, kurumların iktidarın keyfi ve öngörüsüz uygulamaları sebebiyle kendi bünyelerinde ayrışmış ve düşman hale geldiğini savunarak, "Anlatımı yapılan bu süreç ve cevap verememe hali, aynı zamanda itiraf niteliğindedir." dedi.

“KİŞİLER ZAN ALTINDA BIRAKILMAKTADIR”

Kart, "Ortaya çıkan bulgulara göre; Hava Kuvvetleri bünyesinde tasfiye edilmek istenilen 800 kişinin 150'ye yakını hakkında ahlaki gerekçeler ve borçlanma ilişkileri sebebiyle işlem yapılmış, 700'e yakın kişi hakkında ise tamamen 'Alevi olmaları' sebebiyle işlem yapılmıştır. Bir diğer acımasız uygulama ise 150 kişiye yönelik ahlaki ve ekonomik anlamda getirilen suçlamalar, diğer 650 kişinin de tamamına da sirayet ettirilerek, 'toptan karalama ve tasfiye yoluyla' bu kişiler ayrıca zan altında bırakılmaktadır. Kaygı veren gelişme şudur; devlet içinde, yasal ve anayasal dayanağı olmayan 'güç odakları' oluşmuştur. Bu odaklar, kendi özel hukuklarını yaratmışlardır. Siyasi iktidar, bu odaklara müdahale edememektedir. Yasal ve anayasal organların; görev, yetki ve sorumlulukları askıya alınmış durumdadır. Kamu yönetiminde, kıdem ve liyakati dışlayan, parti ve cemaat memurunun egemen olduğu idari ve adli bir yapı oluşmuştur. Kamu Personel yapılanmasında 'inançlar' üzerinden ayırımcılık yapılmaktadır. Olay münferit ya da kişisel boyutlarda değildir. Kadrolar tasfiye edilmektedir. Geleceğe yönelik nefret ve ayrışma tohumları ekilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Etiketler



Yorumlar (0)

Bu habere henüz hiç yorum yazılmamış. İlk yorumu yazmak için aşağıdaki alanı kullanabilirsiniz.

Yorum Ekle
Adınız :
Mesaj :
gönder







Türkiye Haritası